17th
bu yazi battlestar galactica 4. sezon ile ilgili spoiler içermektedir’

röportajın kilit sorusu şu: tigh’in hayalinde adama’yı sağ gözünden vurduğunu görüyoruz ? alaka nedir?
verheiden bölümün yazarı olan david weddle adına cevap vermiş. “bu detayın farkedilmesini bekliyordum. ama şovun tüm mitolojisi içinde ele alınmamasına üzüldüm. bölümü yavaş tekrar tekrar izleyin ki gerçekleri alayacaksınız, gözünüzün önündeler” ilginç bir devap değil mi?

bu detaylar şu soruları ortaya çıkarıyor (sorular aceleyle sorulmuş olablir ama benim aklıma gelenler bunlar, adama hakkında da büyük şüpheler içindeyim uzun süredir)
bu haberle eve gider gitmez yapacağım şey ilgili sahneleri izlemek olacak ama bir cevaba ulaşacak mıyım orası meçhul :)
http://www.22dakika.org/yazi/battlestar-galactica-sag-goz-teorisi
Can DündarAda
can.dundar@e-kolay.netLiderler, ateşte sınanır. Erdoğan bu sınavda yandı. İlerde siyasi tarihi yazacak olanlar onun devasa bir seçim zaferinden 9 ayda nasıl sefil bir ricat doğurabildiğine şaşacaklardır.
Örneği azdır. Ve muhtemelen siyaset kürsülerinde örnek olay diye okutulacaktır.
* * *
22 Temmuz gecesi partisinin balkonunda “Herkesin başbakanı olacağını” ilan ettiğinden beri sürekli “öteki”yle kavga etti Erdoğan…
Oysa kavga edecek bir şey yoktu.
Arkasında kimseye nasip olmamış bir halk desteği vardı.
Reformları durdurmasına rağmen Avrupa arkasındaydı.
Amerika arkasındaydı.
Medya, şu ya da bu nedenle, yine pek az başbakana nasip olan bir ittifakla arkasındaydı.
İş âlemi istikrardan memnundu.
Ortada güçlü bir muhalefet yoktu.
Şimdiye dek “kendi partisi”nden başka kimseye yüz vermeyen Güneydoğu, onda umut görmüş, oy vermişti.
Liberal aydınlar, askeri muhtıraya kafa tuttu diye, AB yolunda yürür diye, “dağdaki çobanın oyu”nun da kıymetli olduğunu kanıtlar, devlete hep mesafeli durmuş kitleleri sisteme katar diye ona destek vermişti.
* * *
O ne yaptı?
Önce çevresindeki mutedil sesleri kovdu; “evet efendimciler”den bir kadro kurdu. İlk döneminde “masa altından ayağına basarak kendisini uyaranlar”ın yokluğu çabuk hissedildi.
Olgunlaşacağı yerde hırçın bir üslup tutturdu.
Köşk seçiminde uzlaşma aramadı.
Arkasındaki desteğin özgüveniyle sendikaları yalancılıkla suçladı; işadamlarıyla dalaştı; medyaya savaş açtı.
9 ay içinde hem sermayeyi, hem emekçileri, üniversiteyi, basını, liberal aydınları karşısına almayı başardı.
AB’ye sırtını döndü. Reform sürecini durdurdu. 301’inci maddeye ilişmedi.
Parti kapatma davalarını sinsice uzaktan izledi. Silahın bir gün kendisine dönebileceğini göremedi.
Kürt sorununu unuttu. Faili meçhullerin, çetelerin üzerine gitmedi. Şemdinli’de çeteyi suçüstü yakalayan savcıya sahip çıkmadı.
Hrant’ın cenazesinde yürümek, bombalandığında Cumhuriyet’i ziyaret etmek çok mu zordu? Yapmadı.
Yeni açılımlarla arkasındaki desteği genişleteceğine, kendine yeni hasımlar yaratarak karşı cepheyi büyüttü, kenetledi, kutuplaştırdı.
Halk, yoksulluk ve işsizliği çözsün diye oy vermişti. O, rövanşist duygularla işe türbandan başladı. Getirdiği teklif, sadece laik çevreleri değil, başörtülü kızları bile isyan ettirdi. Ortamı germekten başka sonuç getirmedi.
Partisinin kapatılacağına dair uyarıları ciddiye almadı. Dava açıldığında da bir gürleyip bir sinerek karizmayı çizdirdi.
* * *
Önceki gün grubunda konuşurken, o her daim öfke rüzgârlarıyla doldurduğu yelkenleri suya inmişti. Mülayim bir üslupla, “önemli bir konuşma yapacağını” söyleyerek, yargının giyotinine başını uzatma kararını açıkladı. Mutabakattan söz etti.
Oysa artık testi çatlamış, kendisiyle mutabık olabilecek kimse kalmamıştı.
Baykal, rakibinin kendi yoluna tuzaklar kurarak çarşafa dolanışını kenardan keyifle izlemişti. Hasta yatağından uzattığı eli itiverdi.
Erdoğan’ın kendi hazırladığı bir sonla 22 Temmuz balkonundan düşerken 301. maddeyi hatırlaması ve denize düşünce AB’ye sarılması ise ibretlikti.
10 yıl önce Erbakan için kurduğum bir cümleyi onun için kurmanın zamanıdır şimdi:
“Yargılayamayanı yargılarlar.”
türkiyede de yayınlanan ingiliz sinema dergisine göre en iyi 50 televizyon dizisi sıralaması.(ekşisözlükte gördüm yani alıntıdır). empire dergisinin konu ile ilgili sayfası için tıklayınız
sıralama şöyle ki:
50) quantum leap
49) prison break
48) veronica mars
47) star trek deep space nine
46) sex and the city
45) farscape
44) cracker
43) star trek
42) only fools and horses
41) band of brothers
40) life on mars
39) monty python’s flying circus
38) curb your…
expo 2015 ne yazıkki yalan oldu hatta öyle bir yalan oldu ki detaylarını http://….izmir-expo-2015-haber-skandali arkadaş anlatmış ben gerek görmüyorum. ama benim yorumum şu ki şimdi denilecekki kimse destek vermedi, oylamaları bile yerel televizyon verdi böyle diyeceklere şöyle bir düşünce penceresi önerimde var:
“milano bu fuarı alması için bütün ülke birbirine kenetlendi herşey bu olay mı oldu yani bizim kadar büyüttüler mi yoksa arkasında başka sebeplerde varmıydı mesela dünyanın en büyük fuar-sergi organizasyonu expoyu ab alakasız bir ülkeye verilmesini sağlar mıydı? yada biz bile adını bilmediğimiz ülkelere gidip sırf oy için yardım gönderirken italya yada ab ne kadar yardım yaptı ne kadar kendi nüfuzunu kullandı bizim gibi son gün parise çıkartma mı yaptı sadece “